13 Aralık 2012 Perşembe

Aynadaki Yalan - Necip Fazıl Kısakürek


"Yok da ne demek?.. O bir 'var' olmak gerek... Tam yokta, yok da yoktur. Öyleyse 'yok' bir 'var'ın var ettiği var... Bir 'var' ki, yalnız o var, gerisi yok, yok da yok... Yok da o 'var'ın icadı..."

"Eller... Türlü bükülüşler, süzülüşler, açılışlar, uzanışlarla insan ruhunun en zengin ifadecisi eller... Okşayan, tırmalayan, kavrayan, koyuveren, yalvaran, yumruklayan, dilenen, sadaka veren, bıçağa sarılan, duaya açılan eller..."

"Ayvanın rengi sarı mıdır?.. Evet sarı!.. Nereden belli?.. Herkesin sarı dediğinden... İyi ama, bu, kelimede ortak bir gerçek... İnsanlar birbirinin göz bebekleri içinden bakabilirler ve kelimelerdeki ortaklıklarını tek fert halinde yaşayabilirler mi?"

"Bir gün cins at meraklısı bir ada, cins atlarıyla meşhur bir yere gidiyor. Yıllarca önce o yere uğramış... Sonra şöyle olmuş, böyle olmuş, bir daha gidememiş... Tanıdıklarından kimi sorsa 'öldü!' cevabını alıyor. Ya şu ağa, ya bu ağa?.. Göçtü!.. Ya filan atın soyu, ya falan kısrağın dölü?.. Kurudu!.. Sonunda at meraklısına şu karşılığı veriyorlar: 'Senin anlayacağın, iyi insanlar, iyi atlara bindiler, gittiler...'"

"Çok defa sırt çevirdiğimiz basitlerin, dilsiz tarafından ne karmaşık mahiyetler taşıdığını sonradan fark ederiz."

"Yaş odunlar gibi haykıra haykıra yanma!.. Kuru odunların eriyişine denk, tatlı ve sessiz kavrul!.."

"Çağ dediğiniz, onu açanın, geçmişi kapatanın ve geleceğe hükmedenindir."

"O da biliyor ki, kadın, bir yanıyla batırıcı ve kaybettirici olduğu kadar öbür yanıyla yükseltici ve erdiricidir."

"-Zıtlar birbirine o kadar yakındır ki, bir kere buluşabilseler bir daha ayrılmazlar..."

"Istırap çekmeyi, kol ve bel ağrısı biçiminde değil, kafa çilesi halinde ıstırap çekmeyi öğreniniz."

"Gerçeği olmayan yalan olabilir mi?.. Doğru olmalı ki, yalan, kendisine sahte bir vücut bulsun..."

8 Aralık 2012 Cumartesi

Aklından Bir Sayı Tut - John Verdon

Aklından Bir Sayı Tut - John Verdon
"Bir şey olduysa, belli bir yolla olmuş demektir."

"Yıllar boyunca olay mahallerinde, acil servis odalarında ve her türden karışık durumda, sayısız histerik insanla yaptığı konuşmaların sonunda öğrendiği şey ilk önce, karşıdakini sakinleştirmek için evet cevabı verecekleri basit sorular sorması gerektiğiydi."

"İnsanlar hayatlarında belli roller üstlenirler. Rollerin içerikleri -ya da senaryoları- genellikle bilinçsiz olup kişi tarafından seçilmiş gibi görünse de tutarlı ve tahmin edilebilirler."

"Yirmi doları nereden bulduğu sorulduğunda yalan söyledi. Hırsız olduğunu farz ettiği birisinin hoşuna gitmek için hırsız olduğunu iddia etti. Ardından, annesine hırsız olduğunun söylenmesi tehdidiyle karşı karşıya kaldı. Bu tehdit karşısında annesi hırsız olduğunu düşünmesin diye, gerçekten hırsız oldu. En fazla ilgilendiği şey, insanların kendisi hakkında ne düşündüğüydü. Ne düşündüklerini sorun ettiği kadar, gerçekten yalancı ya da hırsız olmasını, ya da bunun yalan söyleyip, parasını çaldığı kişiler üzerindeki etkisini pek umursamadı. Ya da şöyle düzelteyim: Yalan söylemesini ya da çalmasını engelleyecek kadar umursamadı. Bu yaptıkları yalnızca asit misali kendi kendisine olan saygısını eritti. Kendisinden nefret edecek, ölmek isteyecek kadar büyük bir sorun oldu."

"Sakın, tekrar ediyorum, sakın diğer insanın yaptığı kötü şeye odaklanmayın. Suçlayacak birisini aramıyoruz. Bunu hayatımız boyunca yaptık ve bizi hiçbir yere getirmedi. Elimize geçen tek şey bir şeyler kötü gittiğinde suçlanmış bir yığın insan listesi! Uzun, işe yaramaz bir liste! Gerçek soru, sorulması gereken asıl soru şu ki 'Tüm bunların içinde ben tam olarak neredeyim?'"

"Mesela en büyük çatışma kendimizi görme şeklimiz ve başkalarını görme şeklimiz arasındadır. Örneğin, biz tartışıyor olsak ve sen bana bağırsan, bunun sebebinin öfkeni kontrol edememen olduğunu düşünürüm. Fakat ben sana bağırsam, bunun sebebini kendi öfke kontrolsüzlüğüm değil, senin kışkırtman olarak görürüm."

"Uzun vadede kuralları esnetenler, çiğneyenlerden daha çok zarar verir. Kuralları esnetenler bunu işlerini halletmek için yaptıklarını söylerler. İşin aslı, bunu kendi çıkarları için yaparlar. Bunu yaparlar, çünkü disiplinden yoksundurlar ve disiplin yoksunluğu, işleri mahveder."

"Bambaşka bir şey yapmak söylerken olduğu kadar kolay bir iş değildi."